Ürün Tasarımı ve Pazarlama Fiyaskosu
Microsoft’un Bing’i duyurmasıyla beraber, “Google’un hakim olduğu ve saltanatının yıkılmasının neredeyse imkansız olduğu bir piyasada neden yeni bir arama motoru geliştirme ihtiyacı hissettiniz?” sorusuna cevapları klasik microsoft cevabıydı. “Biz yeni bir arama motoru yapmadık ki, Biz bir karar verme motoru (Decision Engine ) geliştirdik.” Bu tam isabetli bir açıklamaydı. Herkes bunun traş olduğunu bildiği halde yine de bu çok tatmin edici bir açıklamaydı. Başka da çareleri yoktu zaten, çünkü kendileri de çok iyi biliyorlardı ki, Microsoft hiçbir zaman Google’a rakip olarak bu piyasaya (arama motoru konusunda) giremezdi, girse de tutunamazdı. (Bundan önceki projelerin fiyaskoluğunu hep beraber görmüştük) Ama yukarıda da yazdığım gibi, microsoft bu defa piyasaya çok farklı bir yoldan girmişti ve bu defa mağlubiyete tahammülleri yoktu. Nihayetinde büyük bir ihtişamla karşımıza geldi çattı.
Yukarıda ki kısmı herkes zaten biliyor. Benim hikayemse bundan sonra başlıyor. Bing’in piyasaya çıkması ve kendilerini bir arama motoru değil karar verme motoru olarak tanımlamaları onları son derece yüceltiyordu. Ben de microsoft’un yılar öncesinden buyana pazarlama stretejilerini izleyen ve herhangi bir durum karşısında atacakları adımları biraz kestirebilen birisi olarak, piyasada microsoft’un kök salabilmesi için izleyebileceği bir takım adımları öngörmeye çalıştım. Ve vardığım sonuçlardan ilki şuydu. Eğer Microsoft Bing’i bir search engine değil decision engine olarak tanımlıyorsa kendi algoritmalarına uygun birtakım özel optimizasyonlarla bing üzerindeki sorgularda bu optimizasyonları uygulayan siteler daha ön planda olacaktır. Dolayısıyla Bing’in büyümesiyle beraber bir Decision Engine Optimization kavramının türemesi kaçınılmazdır. Bu şekilde bir kavramın türemesi zaten microsoft’un işine gelecekti. Kendine özgü standartları olsun ki bu piyasada çok daha kuvvetli bir şekilde ilerleyebilsin.
Bing’in duyurulmasıyla beraber, ilk aklımdan geçenler ve ileriye yönelik öngörülerim yukarıdaki gibiydi. Çocuksu bir heyecanla birkaç arama motoru üzerinden “Decision Engine Optimization” şeklinde sorgulama yaptığımda çıkan sonuç sayısı 0 (sıfırdı)’dı. Hiç olmayan, kullanılmayan bir kavramı piyasaya sürüp bundan rant elde etmek başlangıçta bende çok farklı duygular uyandırmıştı. Yapmam gerekenler çok basitti. Dünyaya Decision Engine Optimization, DEO kavramını yayıcak ardından bununla alakalı alan adlarını tescilleyip bunlar üzerinde projeler geliştirecek ve bunların pazarlamalarını yapacaktım. İlk olarak bu kavramla alakalı domainlerin tescil edilip edilmediğine baktım. deotools.com, deoshop.com, decisionengineoptimization.com, decisionengine.com gibi üzerine proje geliştirilebilecek alan adlarının tescil edilmediğini gördüm ve başaracağıma olan inancım daha da arttı. Bu domainlerin hiçbirini ozaman tescil etmedim uygun bir zaman aradım. İlk olarak yapmam gereken şeyin çalışmalarına yani DEO ve Decision Engine Optimization kavramlarının dünyada kullanılan bir kavram olması için çalışmalara başladım. İlk olarak kendi blogumda bu kavramları içeren ve kısaca açıklama getiren bir yazı yazdım. Ardından da bildirgec.org’a bir yazı gönderdim ama burada ki konuda da görüleceği üzere, yazıma onay verilmedi. Ancak yazıya onay verilmese bile arama motorlarında bu kavram arandığında bildirgec’teki bu konu indexlenmiş olarak karşımıza çıktığından amacıma hizmet etmiş oldu.
Bir süre sonra google analytics verilerimi incelediğimde, siteme, arama motorlarından gelen ziyaretçilerin birçoğunun deo, decision engine, decision engine optimization keywordleriyle geldiğini gördüm. Ben de bu konuda arama yaptığımda, yukarıda da belirttiğim gibi başlangıçta hiç sonuç çıkmazken artık bazı yabancı bloglarda da bu konuda makaleler yayınlandığı yavaş yavaş bu kavramın yaygınlaştığını gördüm. Bu kavramların yabancılar tarafından telaffuz edilmesi veya yayılması tabiki benim blogum sayesinde olmadı. Tamamen bazı bloggerların benim yukarıda ki paragrafta açıkladığım gibi bazı şayleri öngörmeleri ve onların da kafalarında bir kıvılcım çakmasıydı. Sebebi her ne olursa olsun, ben hedefimin ilk aşamasını gerçekleştirmiş, bu kavramları web litaratürüne geçirmeyi neredeyse başarmıştım. Sıra 2.aşamaya gelmişti. Bu konuyla alakalı alan adlarının reglenmesi ve bunlardan gelir elde edilmesiydi.
Hayatımın en büyük fırsatlarından birisini kaçırdığınızda hissedeceğiniz duyguları ben bu alan adlarını satın almak için sorgulattığım anda yaşamıştım. Daha 1 hafta önce boşta olan domainlerin nerdeyse tamamı (işe yarayabilecek) tescillenmişti. En büyük hedefim deotools.com ve deoshop.com üzerinden birşeyler elde etmekti. Ama bunların hepsi benden önce kapatılmıştı. Buna nasip mi denir, kısmet mi denir bilmiyorum ama hayatımın en büyük aptallığını bu domainleri zamanında kapatmadığım için yapmıştım.
Decision Engine Optimization kavramını dünyada ilk ben telaffuz etmişken, bundan sadece bunun kendi küçük dünyamda büyük gururunu yaşamaktan başka elimde pek birşey kalmadı. Tabi birkaç domaini de kurtarabildim. Bunların üzerinde askerden geldiğimde bir takım projeler oluşturmayı düşünüyorum. Ancak aşağıdaki tabloda yer alan fiyatlar doğrultusunda da bu domainlerin satışını yapabilirim. Yukarıda da yazdığım gibi Microsoft bu kez çok iddalı ve çok hızlı bir şekilde bu sektörde büyümeye devam ediyor. Buna paralel olarak Decision Engine Optimization, DEO kavramlarının da yaygınlığı hızlıla artıyor ve hatta bazı optimizasyon püfleri de yayınlanmaya başladı bile. Bu kavramlar çok yakında Web Literatürüne girmek üzere. Sizler de bu konuda şimdiden projeler üretmeye başlarsanız mükafatını alırsınız.
Kurtarabildiğim bazı özel domainler ve hemen al fiyatları:
Domain bilgileri buraya taşındı. [http://www.alikara.net/deo-domains-for-sale/]
Bu yazı toplamda 218 kez, bugün ise 5 kez okundu.
Yorum yapın 12 Haziran 2009
